P53 Geni ve Kanser Tedavisindeki Rolü

dr. ünal vural
Op. Dr. Ünal VURAL
Genel Cerrahi Uzmanı
 
ZERDEÇAL MUCİZESİ
Zerdeçalın klasik olarak bilinen iyileştirici özellikleri, mide salgısı, bağırsak hareketleri ve safra asitlerinin karaciğerde yapımını artırıcı ve ağrı giderici etkileridir. Yapılan yeni bilimsel araştırmalar ile bahsedilen klasik iyileştirici nitelikleri yanında curcuminin özellikle bazı yaygın kanser türlerine karşı önemli tıbbi etkileri olduğu kanıtlanmıştır. Devamı...
 
KOLOREKTAL KANSERLER
Curcumin, yüzyıllardan beri geleneksel Hint tıbbında anti-inflamatuar ve antikanserojenik özellikleri dolayısıyla kullanılmaktadır. Bir çok araştırmacı grup tarafından curcuminin aralarında kolorektal kanserler başta olmak üzere bulunduğu çeşitli kanser türlerinde iyi ve güvenilir bir tedavi edici madde olabileceği konusunda parlak gelecekler vaat eden araştırmalar yapılmıştır. Devamı...
 
kanser hücresiYapılan kanser araştırmalarında insanlardaki tümörlerin %65 sinde P53 geninin mutasyona (gen değişimi) uğradığı ve görev yapamadığı saptanmış ve dolayısı ile P53 tahribatı ve kaybının kanser oluşumunda kritik bir öneme sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle P53, 1979 yılında keşfedilip 1993 yılında "YILIN MOLEKÜLÜ" seçilmiştir. Bu gen, insanda 17.kromozomda bulunur. Hücre yaşam döngüsü (cellcycle) çok karışık ve kompleks olaylar zinciridir. Bu döngünün düzenlenmesindeki hatalar hücre bölünmesinin (çoğalmasının) kontrolünün bozulmasına sebep olur. Diğer bir deyişle hücre döngüsünün kontrol noktalarındaki başkalaşım ve değişimler kanser oluşumunu tetikleyebilir.

P53 GEN AKTİVASYONU
Kanser oluşumunun ilk adımı, DNA nın hasar görmesidir. DNA hasarları çeşitli şekillerde ve mekanizmalarla onarılır. Bu olaylar zincirini kısaca özetlersek, DNA hasarı olan hücre çekirdeğinde P53 geni aktive olur. Bu, tamir edici gendir. Hücrenin içinde bulunduğu faza göre P53 tarafından hasar tamiri amacı ile baskılayıcı bir gen olan P21 tarafından hasarlı hücre yaşam döngüsü durdurulur. Hasarlı gen, tamir edilir ve yaşam döngüsü tekrar başlatılır. Eğer gen tamiri mümkün olamıyorsa Bax isimli bir proapoptotik etkili protein P53 geni tarafından aktive edilerek hücreyi G1 adı verilen mitotik çoğalma fazında hapsederek hasarlı hücrenin ölümünü sağlar. Bu özetlenmiş açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi P53 hücre döngüsüne çok yönlü olarak etkili olup, çok çeşitli mekanizmalarda hücreyi ve dolayısı ile organları ve vücudumuzu kanserden koruyan gendir. Bu nedenle bu genin de sağlıklı olması, korunması ve güçlendirilmesi gerekir.

P53 GENİ – CURCUMİN – KANSER İLİŞKİSİ
Curcuma Longa (curcumin) çok yönlü özellikleri olan güçlü bir biyoaktif bileşendir. Antikanserojen, antiinflamatuar, antioksidan özellikleri yanında iltihap yapıcı sitotokinleri, kanserojen enzimleri ve kinazları, reseptörleri baskılayıcı rol oynadığı gibi, son araştırmalar da curcumin genom yapısını anlamlı ölçüde güçlendirdiği, böylece DNA nın ve onun parçacıkları olan genlerin yapısal ve fonksiyonel aktivitesinin korunmasını sağladığı anlaşılmıştır.

CURCUMİN NEDİR?
Curcumin; Zerdeçal, zerdeçöp, Hint safranı isimleri ile tanımlanan ve çoğunlukla Uzak doğu ülkelerinde yetişen egzotik bir baharattır. Kökleri ve rizomları kullanılır. Zerdeçal tozu baharat olarak da aktarlarda bulunmaktadır. Baharat olarak kullanımının iyileştirici özelliği bulunmamaktadır. Curcumin ise zerdeçal kökünün içerisinde %2,5 oranında bulunan önemli ve iyileştirici etken maddesidir. İnsan metabolizması bu etken maddeyi izole etme yeteneğine sahip değildir. Curcumin ancak çok özel yöntemler ile ekstre formunda üretilebilir. Dünya da ilk defa sıvı içilebilir curcumin ekstresi Faz 3-A2 adlı yöntem ile İMMUNAT kimyagerleri tarafından 4 yıllık bir ar-ge ile sonucu başarılabilmiştir.

CURCUMİNİN ÖZELLİKLERİ:
Curcumin kanserli hücreler ile savaşan P53 geninin aktive olmasında önemli bir uyarıcı ve destekleyicidir. Curcumin P53 geni üzerindeki bu etkisinin dışında kanser hücreleri üzerinde aynı P53 gibi etki göstererek kanserli hücreleri apoptozise (hücre ölümüne) zorlayabilmektedir.

Dünya genelinde yapılmış binlerce klinik ve laboratuar çalışmalarına göre curcuminin kanser hücrelerini öldürücü etkisi doğrulanmıştır. Yine birçok çalışmada kemoterapi ve radyoterapi esnasında curcumin verilen hastalarda iyileşme çok daha hızlı izlenmiştir. Birçok bilimsel çalışma curcumini kemoterapik bir ajan olarak kabul etmiştir.

Bu sebep ile araştırmalar P53-curcumin-kanser üçgeni üzerine yoğunlaşmaya başlamıştır. Curcumin etken maddesinin sadece kanserli hücrelerde değil, oto immün hastalıklar, hepatitler, Alzheimer, enfeksiyon, romatizma, romatoid artrid, crohn, çölyak, MS, oksidatif stres, felç, diyabet, kolesterol, helicobacter pylori, kolon polipleri, sedef gibi hastalıklar üzerine iyileştirici yönleri araştırılmış sağlık ve tıp dergilerinde yayınlanmıştır.

KANSER- P53- CURCUMİN İLİŞKİSİ
Kanserin çaresi varmı, kanserin ilacı bulundumu, aslında çözüm bulundu da bilerek mi açıklanmıyor. Neden kanser vakalarında artış var gibi gerek halk gerekse kamuoyunda birçok düşünce var. Cevabı verilmemiş bir çok sorunun aslında mutlak mantıklı cevapları vardır. Çözüm içerse de içermese de anlaşılabilir izahatlar yapılabilir. Ancak kanser ve tedavisinde kullanılan maddeler konusu gereğinden fazla sulandırıldığından ve istismar edildiğinden dolayı anlatanlarda, anlayanlar da sıkıntı içindedirler.

Kanser araştırmalarına harcanan zaman ve finansal kaynaklar birçok araştırmanın önüne geçmektedir. Buna rağmen son 50 yıl içerisinde net bir çözüm bulunamamıştır. Fakat bazı kanser türlerinin erken evrelerinde yenilenen kemoterapik ilaçlar ve tıbbi cihazlar konusunda mesafe alınmıştır. Son yıllarda nano teknoloji ve genler üzerine yapılan çalışmalar geleceğe umutla bakılabilmesine yol açmıştır. Bir şeylerin çözümünün hala bulunamayışı bugün itibarı ile hala her şeyin bilinmemesi ya da keşfedilemeyişi ile orantılıdır. Çözüm var ve çok yakınımızda duruyor olabilir. Ancak ya henüz göremedik ya da bazılarımız görmek istemiyoruz. Mevcut tıbbın kanser tedavi sürecine artık hastalarda katıldı ve kendi araştırmaları ile hastalıklarına alternatif çözüm arayışlarına girdiler. Dünya genelinde kanser hastalarının önemli bir çoğunluğu geleneksel yöntemler ile çözüm sürecini desteklemeye çalışıyorlar. Hatta bilerek ya da tesadüfi bazı kanser hastaları hayret verici sonuçlar elde edebiliyorlar. Demek ki bu alan yabana atılmamalı hatta daha ciddi çalışmalar ile genişletilmeli. Dünya araştırma sonuçlarına göre aslında keşif niteliğinde bazı sonuçlara ulaşıldı fakat şu veya bu sebepler bahane edilerek üzerine gidilmemiş ya da üstü kapatılmış olabilir. Bu çalışmaların birçoğu Faz I – faz II boyutunda bırakılmış olmasına rağmen yinede bir çok tıp dergilerinde makaleler ve araştırma sonuçları olarak yerini almıştır.

Son yıllarda araştırmalar P53 gen aktivitasyonu ve curcumin ile ilişkisi üzerine yoğunlaşmıştır. P53 geni günümüz itibari ile oksidatif stres ve enfeksiyonel oluşumlar karşısında hücre bazında yeteri kadar koruma kalkanı oluşturamıyor. Mevcut P53 oranları birkaç yüz yıl önce dahi bu şekli ile yeterli olabilirken gelişen teknoloji, çevresel faktörler, kimyasallar ve mutasyona uğramış birçok virüs ve mikrop karşısında yetersiz kalmaktadır. Kısacası kanser oluşumuna sebebiyet verdiğini düşündüğümüz tüm faktörler buz dağının görünen kısmıdır. Temelde yatan gerçek ise P53 geninin günümüz şartları karşısında savunma gücünün yetersizliğidir.

TEDAVİDE GEN FAKTÖRÜ : P53 GENİ NEDİR?
• P53 yada diğer adıyla tümör protein 53 ( TP53) bir çok organizmada kanseri baskılamak için çok önemli bir proteindir.
• Hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür.
• DNA zarar gördüğünde DNA tamir proteinlerini harekete geçirir. Sağlam hücreleri koruma altına alır. DNA tamir edilemeyecek kadar hasar gördüğünde (kanserleştiğinde) Apoptozu (programlaştırılmış hücre ölümünü) başlatır.
• İnsan bedeninde hemen her yerin de bir şekilde mikro, yani hücresel bazda kanserleşme başlamış ise ilk silah p53 dür.
• Kanser savaşçısı olan p53 proteini kanserli hücrenin agresif büyümesi ve çoklu metastazlarında yeterli olmadığı gibi inaktif duruma düşmektedir. Yani pasifleşmektedir.
• İnsan bedeninde günde ortalama 300-400 kanser hücresi oluşabilmekte. Hatta yaşamları içerisinde farkında olmadan bir ya da birkaç kez kansere yakalanıp iyileşebilmektedirler. İşte bu sonucu sağlayan p53 genidir.
• Çevresel faktör değişmeden önce hayatımızda kimyasallar Petro kimya ürünleri, radyasyon, GDO, zirai ilaçlar vb. bir çok kanserojen girmeden önce p53 geni kudretliyken bu kadar olumsuz ve kansere yatkınlık yaratan sebeplerden sonra kendisinden beklenen başarıyı tam olarak sağlayamamaktadır.



P53 GENİNİN AVANTAJLARI:
İnsan bedeninde birçok organ bulunduğundan her organda değişen kanser hücreleri gelişebilir. Bu da farklı organlar olmalarından ve farklı proteinler içermelerinden kaynaklanır. Bir organda işe yarayan kemoterapi ilaçları başka bir organda işe yaramayabilmektedir. Demek ki hiçbir kemoterapi ilacı tüm kanserler için kullanılmıyor.

Oysa P 53 organizmada oluşabilen tüm kanserler üzerinde etki gösterebiliyor. Bunun sebebi programında DNA yı hasara karşı korumak olarak düşünebiliriz.

Eğer tümör protein (TP53) adlı geni kopyalayıp insan bedenine verebilmenin yolu açılmış olsa idi hemen hemen tüm kanser türleri üzerinde muazzam bir sonuç alınabilirdi.

Hatta Dünya da hiç kimsenin kansere yakalanmaması gibi bir sonuçla da karşılaşılabilirdi.
Madem buraya kadar bu kadar bilgiye ulaşabilmişken araştırmalar hangi yöne doğru genişletilmelidir.

P53 GENİ VE CURCUMİN İLİŞKİSİ:
P53 proteinin sağlam hücreleri koruyarak kanserli hücreleri yok etmek gibi bir görevi var ve yeterli olamıyor ise insan bedeninde P53 gibi davranabilen ve onun amaçlarını yerine getirebilen bir maddeye ihtiyaç duyulmaktadır. Curcuma longa bitki kökü rizomunda bulunan curcumin etkin maddesi klinik ve laboratuar araştırma sonuçlarına göre tamda istenen sonuçları ortaya koymaktadır. Bitki kökünden elde edilen bu madde hemen hemen tüm kanser türlerinde (invivo ve invitro ortamlarda) işe yararlılık göstermiştir.

Dünya genelinde 5000 araştırma sonucu bu gelişmeyi doğrulamaktadır.

Curcuma longa ekstresi olarak sıvı ve içilebilir formda üretilebilmiştir. Faz3 - A2 adlı özel bir yöntem ile defa pik seviyede güçlü ve sonuç verici yönleri ile bazı onkologların reçetelerine girmiş ve sınırlı sayıda eczaneye verilebilmiştir.

Bazı otoriteler bu maddenin hap, kapsül, vb formları üzerinde durmuşsa da başarı sağlanamamıştır. Avrupa da intravenöz yani damar içi uygulama için çalışmalar yapıldıysa da damar içerisine tortu birikimi ve tıkanmalar gerçekleştiğinden bu modelden uzaklaşılmıştır. Curcumin solüsyon olarak kullanımı en sağlıklı ve sonuç veren model olarak kabul edilmiştir. Yani kısacası bu madde bir gıda ürünü gibi bu formu ile kullanılmak durumundadır. Gerek ağız- boğaz kanserleri, Akciğer kanseri, mide kanseri, meme kanseri, beyin tümörleri, pankreas kanseri,prostat kanseri, larenks kanserleri, lösemi ve lenfomalar, özafagus kanseri, kolon kanseri ve diğer kanserler olmak üzere emilebilir özelliği ön planda olmalıdır. Ancak deri kanserleri ve malign melanomlar da harici tampon olarak da kullanılabilme özelliğine sahiptir.

Curcumin solüsyon yalnızca P53 proteinin görevi olan kanserli hücrelerin öldürülmesinde rol oynamaktadır. Kronik iltihaplanmalarda, kanser hücrelerinin ortaya çıkarak gelişmesine neden olan COX2 enzimini baskılamaktadır. Bu özelliği ile tüm enfeksiyonel hastalıklarda ve ağrılarda son derece başarılıdır.